Amcazade'ye Estetik


AMCAZÂDE’YE ESTETIK

 

     Osmanli Devleti’nin toprak kaybettigi ilk anlasma olan Karlofça anlasmasinin imzalandigi üç asirlik Amcazâde yalisi, uzun zamandan beri ecelini bekleyen yasli amcalar gibi bastonuna dayanarak oturmus, sâhilde denizi seyrediyordu. Simdilerde tedâvisine baslanan yali, bogazin en görkemli otellerinden biri olacak.  

 

     TÂRIHÎ YALI TÂRIH OLMAKTAN KURTULUYOR

 

     Bogazin en eski yalisi olan Amcazâde yalisi, 1697 yilinda Amcazâde Hüseyin Pasa tarafindan yaptirildi. Sultan 2. Mustafa’nin sadrazamlarindan olan Hüseyin Pasa, Sadrazam Köprülü Fâzil Ahmet Pasa’nin amcasinin oglu oldugu için “Amcazâde” lâkabiyla anilmistir.

 

     Amcazâde Hüseyin Pasa, Köprülü soyundan gelen 5 sadrazamin 4. sü idi. Mutasavvif bir kisilige sahip olan Hüseyin Pasa, Mevlevî tarikatinin da müntesibi idi. 5 yil sadrazamlik yapmisti. 1644 te Vezirköprü’de dogan Hüseyin Pasa, Fazil Ahmet Pasa’nin sadrazamligi sirasinda hacca gitti ve hac dönüsü evlendi.

 

     Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Pasa ile birlikte 1683 teki Viyana kusatmasina da katildi. Basarisizlikla neticelenen kusatma sonunda Merzifonlu îdâm edildi, Hüseyin Pasa da tutuklandi. 1684 te de Sehrizor Beylerbeyiligine tayin edilerek Payitaht’tan uzaklastirildi. Daha sonra Gelibolu yakinlarindaki Çardak Muhafizligina ve Bogazhisar ( Seddü’l-Bahir ) Muhafizligina tayin olundu.

 

     SAKIZ’I ÇIGNEYEN SADRAZAM

 

     1691 de Istanbul kaymakami oldu lakin kisa bir süre sonra tekrar Bogazhisar muhafizligina avdet etti. 1694 te kaptaniderya oldu. Ve ilk is olarak Sakiz Adasi’ni Venedik isgalinden kurtararak Ada’yi Osmanli topraklarina katti.

 

     1696 da ikinci defa Istanbul kaymakamligina getirilen Amcazâde Hüseyin Pasa, 1 yil sonra da sadrazamliga terfî olundu. Ve 5 sene bu vazîfede kaldi. Anadoluhisari semtindeki yalisini da sadrazamligi döneminde yaptirmisti. Lâkin Hüseyin Pasa, 2 yilda yaptirdigi bu yalida sadece 3 yil oturabilmisti.

 

     ILK TOPRAK KAYBI

    

     Osmanli tarihinde büyük önemi olan Karlofça ve Pasarofça anlasmasinin sartlari bu yalida konusulmustu. Yalida 4 düvel-i muazzama ile Karlofça anlasmasi imzalanarak 16 yildir devam eden büyük savasa son verildi. Lâkin Osmanlinin toprak kaybettigi ilk anlasma olan Karlofça anlasmasi, târihimizde aci bir hatira olarak kaldi.

 

     YALININ IHTISAMLI GÜNLERI

 

     Aci hatiralar yaninda görkemli nümâyislere de sahit oldu bu ihtiyar yali. Karlofça anlasmasindan sonra Avusturya Sefîri Virmond, 300 kürekçinin çektigi büyük bir kadirga ve arkasinda kalabalik bir kayik filosuyla Istanbul’a gelince büyük ve gösterisli törenlerle yine bu yalida karsilanmis, onuruna ziyafetler verilmis ve musiki fasillariyla yenen yemeklerden sonra gece de fener alaylari düzenlenmisti.

 

     Sultan 2. Mustafa, Sultan 3. Ahmet ve Sadrazam Damat Ibrahim Pasa da bu yalida misafir olarak agirlanmislardi. Bu yüzden Pâdisah agirlamis ender yalilardan da biridir ayni zamanda.

 

     BUHRAN DÖNEMI

 

     Hüseyin Pasa’nin sadrazamligi, barisi temin etme gayretleriyle geçti. Lâkin onca basarisina ragmen kendisini çekemeyenlerden biri olan Seyhülislâm Feyzullah Efendi ile anlasamadigindan ve bazi yakinlarinin görevlerinden azli, akabinde idam edilmeleri neticesinde hastaligini ve rahatsizligini bahane edip 1702 senesinde sadâret mührünü Sultan 2. Mustafa’ya teslim ederek istifâ etti. Ve Silivri’deki ( yada Kumburgaz’daki ) çiftligine çekildi. Burada ancak 15 gün daha yasayabildi. Amcazâde’nin cenâzesi, Saraçhane’deki kendi yaptirdigi külliyesindeki türbeye defnedildi.        

 

     BOGAZIÇININ EN IHTIYAR YALISI

 

     Yalinin mimarî yapisi T seklinde. Içinde bir de fiskiyeli havuz mevcut. Fildisi kakmayla tezyin edilmis kapi cepheleri, altin yaldizli bordürleri, lâlelerle süslü duvarlari ve tezhipli, nakisli tavanlariyla bir zarâfet abidesi olan yalinin günümüzde bu özelliklerinden pek bir eser kalmamis olsa bile, bir zamanlar ne can yakici bir güzellige sahip oldugu ortada. Tipki, asil durusuyla, mazisinde biblo gibi bir âfet oldugu anlasilan, gençligindeki güzelliginin ve fettanliginin izlerini derin derin sîmâsinda tasiyan ihtiyar hanimefendiler gibi…

 

     YALININ YALNIZ ÖLÜMÜ

    

     Yali, baslangiçta Osmanli devlet adamlarinin yalilarinin kirmizi olmasi gelenegine uygun olarak asi boyali idi. Lâkin su anda rutubetten ve terkedilmisliginden ötürü ahsap gövdesi çürümeye yüz tuttu. Ne asisi kaldi. Ne de boyasi. Orijinal hâlinde harem dairesi ile selâmlik dairesi arasinda bir de bahçe vardi. Simdi artik ne harem ne selamlik ne de bahçe.

 

     YALININ ESKI HÂLI

     

     Yalinin ilk hâlinde Selâmlik; hamam, mutfak, nedimeler dairesi gibi ilâve binâlardan olusuyordu. Daha sonraki zamanlarda selamlik binasinin arkasina ek bir bina daha yapilmis ve selamligin iki odasi, sofasi ve müstemilatinin bazi kisimlari yikilmis, geriye sadece bugüne kadar dayanabilen T planli divanhane kalmisti.

 

     Harem ise; selamligin 60–70 m. ötesinde ve Anadoluhisari tarafinda, iki katli, iki sofali ve yaklasik 20 odali idi. Hisara bakan kösede 10 kadar penceresi olan büyük bir kabul odasi vardi. 1893 Rus savasi sirasinda göçmenler bu yaliya yerlestirildiklerinden, yali tâmir olmaz sekilde tahrip oldu. 19. yy in ikinci yarisinda ise harem tamamen yanarak yok oldu. Yali, yanmadan önce 80 m. lik deniz cephesine sahipti. Yalinin arkasindaki 6.3 hektarlik koru da yaliya aitti. Ayrica yolun arkasinda yaliya ait bir bag ve iki de hamam mevcuttu. 4 ayri binadan olusan ve en son 1956 da tamir gören yali, günümüzde neredeyse tâmir edilemeyecek duruma geldi.

 

     Su an gördügümüz Divanhaneye gelince; disaridan kiremit çatili, içeriden ahsap kubbeli T planli divanhane, sanki arkadan birisi ittirmiste denize kaymak üzere iken kenarda zorlukla durabilmis gibi.

 

     Yalinin orta sahni avluya, yan sofalar ise avluya açilan eyvanlara benzer. Içerisi tamamen ahsap kaplama. Duvarlarda çiçek desenleri, tavanda tezhipli ve altin yaldizli bitkisel motifler ve bütün bunlarin yaninda sofanin tam ortasindaki mermer fiskiyeli havuz, yalida oturanlara, sanki bir bahçenin kamelyasinda oturuyor hissini verir. Divanhanede havuzlu orta sahna açilan 3 eyvan, üçlü yonca yapragi planinda.

 

     Içinin bu kadar süslü olmasinin aksine disi oldukça düz ve sâde. Dis görünüsünde en çok dikkat çeken ise pencereler. Hem küçük hem de çatiya nazaran çok alçakta olmasi hemen göze çarpiyor. Böylelikle yalinin içerisi günes isigina bogulup isik banyosu yapmaktan kurtulmus oluyor. Bir dönemde mevcut olan ahsap pencere pervazlari ve kepenkleri ise artik yok. Çatinin hemen altindaki silme disinda yalinin dis cephesi orijinalligini muhafaza etmekte.

 

     Bir zamanlar yepyeni ve su perileri kadar güzel bu yalida, bogazin günes isiklariyla piril piril parlayan suyunun akisleri, yalinin altin tezyinatli tavan süslemelerinde isil isil parliyor ve bir masal evi gibi kim bilir insanda ne hülyâli duygular uyandiriyordu. Sanki masallar ülkesinde gezintiye çikmis gibi padisahlarin vezirlerin ihtisamli ve saltanatli yillarinin esrarini bize anlatan bu yaliya baktikça tarihin serin derinliklerine usulca ve sessizce daliyor ve kaybolup gidiyorsunuz.

 

     …VE SIMDI

 

     Yalinin su anki hâli oturulamayacak durumda olsa bile Bogazin en eski yalisi olma özelliginden dolayi emlak uzmanlari fiyatinin en az 150 milyon dolar oldugunu söylüyorlar. Bulundugu konum da fiyatini artiran etkenlerden biri. Zîrâ ayni zamanda kaptanideryalik ta yapan Amcazade Hüseyin Pasa, bogazi çok iyi bildiginden, yalisini bogazin en dar ve en güzel yerlerinden birisine yaptirmis.

 

     Meshur Fransiz yazar Piyer Loti, 1910 senesinde Istanbul’a geldiginde; “Bogaziçi yalilarini, özellikle Amcazâde Yalisi’ni kurtarin” diye figân etmisti lâkin aldiran olmamisti. 

  

     Üç asirlik Amcazâde Yalisi günümüzde, Amcazâde Hüseyin Pasa Vakfi’na ait. Vakif mütevellisinin baskani ise Hüseyin Pasa’nin soyundan gelen Ahmet Cengiz Köprülü. Vakif, yaliyi satmak yerine yap-islet-devret metoduyla restore ettirmek niyetinde idi. Ve turistik amaçli kiraya vermeyi düsünüyorlardi. Tipki Sait Halim Pasa Yalisi’nda oldugu gibi davetler, partiler, kutlamalar için kiralanabilen bir rezidans yada otel. Eskiden oldugu gibi 4 ana binanin tekrar ihya edilmesi amacindalar.

 

     1990 senesinde eski belediye baskanlarindan Bedrettin Dalan döneminde yali yikilip, arazisi de halka açik bir park haline getirilmek istendi, lâkin mahkeme karariyla vârisleri tarafindan bu girisim engellenmisti çok sükür. Bir ara hirsizlarin yagmasina da maruz kalan yalidan birçok seyin yaninda mermer havuzun mukarnasli fiskiyeleri dahi çalinmisti.

 

     Dünyanin en eski ahsap yalisi olan Amcazade Yalisi’nin yap-islet-devret ihalesini Agaoglu Grubu kazandi. Ve bugünlerde restorasyonu da basladi. Yakinda görkemli bir otel projesi ortaya çikacak.

 

     BIR YALIYA 130 VÂRIS

 

    Yalinin 130 kadar mirasçisi var. Amcazâde Hüseyin Pasa’nin akrabalari, yaliyi restore etme konusunda uzlasamadiklarindan dolayi uzun zamandir yalinin bahçesindeki 13 adet tek katli binalarda yasiyorlardi. Lakin 13 ev ve 1 müstemilâttan olusan bu binalar da Vakif baskani Ahmet Cengiz Bey tarafindan Ekim 2006 da yiktirildi.

 

     Hirsiz ve yangin alarm sistemlerini kurma izni alamayan Ahmet Cengiz Köprülü, baskanlik görevine geldigi günden beri agabeysi Ali Volkan Köprülü ile yalinin bahçesinde uzun süredir nöbet tutuyorlardi.

 

     Günesli bir yaz günü, tekne ile bogaz safâsi yapanlar bu yalinin önünden geçerken yaliyi herhangi bir kaza ya da sabotaja karsi korumak maksadiyla bahçede bekleyen, Osmanlinin sadrazamlarindan birinin torunlarini görüp el sallayabilirler.

 

MAHMUT SAMI SIMSEK
      12-07-2009
www.sosyalokulu.com