Sömürgeciliğin Zenginleştirdiği Kıta; AVRUPA

Sömürgeciliğin Zenginleştirdiği Kıta; AVRUPA

Sömürgecilik, koloniyalizm ve emperyalizm çoğu kez günlük konuşma dilinde ve bazı sözlüklerde bile birbirlerine karıştırılmaktadır. Sömürgecilik; genel olarak bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesidir. Müstemlekecilik ile eşanlamlıdır. Koloni (Fransızca Colonie); göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yerdir. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluktur. Emperyalizm (Fransızca imperialisme); bir milletin başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık olarak tanımlanıyor.

Sömürgecilik 15.yüzyılın sonlarında başlamıştır. Avrupa devletleri tarafından yürütülen coğrafi seyahatlerin sonunda yeni keşfedilen bölgeleri işgal etmeleri ve işgal edilen yeni topraklarda yerleşme merkezleri kurarak yayılmaya başlamaları ile birlikte sömürgecilik başlıyor. Avrupalılar, keşfettikleri yerlerde sömürge imparatorlukları kurdular.

Avrupa ülkelerinde hâkim olan kapitalizmin gerektirdiği sömürme hareketi, yeni işgal edilen topraklarda altın, elmas ve diğer doğal zenginliklerin bulunmasıyla birlikte daha da hız kazanıyor. İşgal edilen bölgelerde daha önceden yerleşik olan yerli toplumlarla çok şiddetli çatışmalara girişiliyor. Avrupa ülkelerinin elinde bulunan ateşli silahların avantajı ile dünya üzerinde geniş ölçekli yerli toplumların soykırımı başlıyor. Böylece sömürgecilik kuruluyor ve sistemini kan ve şiddet üzerine yerleştiren bir dünya yönetim biçimi ortaya çıkıyor.

Dünyanın hemen hemen genelinde uygulanan sömürgecilik sonunda Avrupa kıtasında kan ve zulüm üzerine kurulmuş büyük imparatorluklar ortaya çıkıyor. İlk devirlerde İspanya, Portekiz imparatorlukları görülüyor. Ardından Hollanda, Almanya ve Fransa imparatorlukları görülüyor ve son olarak İngiliz İmparatorluğu tüm dünyaya egemen oluyor.

Fransa’nın Eski Sömürgeler Valisi ve Paris üniversitesi Politik Etütler Profesörü Hubert Deschamps, “Sömürgeciliğin Sonu” adlı kitabında şöyle cevaplıyor; “Birçok sömürge imparatorlukları kendilerini kuvvetli ve muzaffer saydıkları zamanlarda yok oldular. Ötekilerin de aynı akıbete uğramaları mukadderdir.”


Dünya üzerinde görülen sömürgecilik altı aşama geçiriyor. Birinci aşama Coğrafi seyahatlerle birlikte başlıyor ve 1763 Paris antlaşmasına kadar devam ediyor. İkinci aşama 1763’ten 1875’e kadar devam ediyor. Bu iki aşamada genel olarak dünyada Avrupa milletlerinin genişlemesi ve yayılması görülüyor. 1875-1914 arasını teşkil eden üçüncü aşamada ise genel olarak yeni bir emperyalizm dönemi yaşanıyor ve güçlü sömürge imparatorlukları kuruluyor. 1914-1945 arasındaki devreyi kapsayan dördüncü aşamada ise, dünya iki büyük dünya savaşı yaşıyor ve Dünya, sömürgeleştirme ile bağımsızlık hareketlerinin karşılıklı çatıştığı bir dönem geçiriyor. 1945’den 1989’a kadar devam eden dünyayı paylaşma dönemi yaşanıyor. 1989’dan günümüze kadar devam eden dönem de ise sömürgecilik farklı boyutlarda gelişiyor ve büyük bir değişime uğruyor.

1945’den 1989’a kadar olan devrede yani beşinci aşamada, dünya farklı bir sömürgeleştirme dönemine giriyor. Bu devrede Birleşmiş milletler kuruluyor. Birleşmiş Milletlerin içinde tüm yetkilere sahip olan 5 süper güç (A.B.D, İngiltere, Fransa, S.S.C.B ve Çin) dünyayı birlikte anlaşmalı olarak sömürüyorlar. Dünya büyük bir satranç tahtasına benzetiliyor ve beş büyük şah piyonları yiyerek gelişiyor ve büyüyorlar. 1989’dan sonra (altıncı aşama) özellikle doğrudan sömürgeciliğin yerine dolaylı sömürgecilik gündeme geliyor. Sömürgeciliğin beşinci ve altıncı aşamalarında özellikle sömürgecilik kültürel ve ekonomik alanlarda etkili oluyor. Dünyada genel olarak kültürel ve ekonomik anlamda yeniden bir yapılanma söz konusu oluyor. Dünya üzerinde bugün yaşanan çalkantılar ve çatışmalar, sömürgeciliğe son verme çabalarıdır. Kültürel ve ekonomik sömürgecilik biçimi günümüzde hala dünyanın en önemli sorunu olarak karşımızda duruyor. Sömürülen ülkeler, artık kendi kültürlerini yaşamak ve ekonomik kaynaklarını kendileri kullanmak ve değerlendirmek istiyor.

Prof.Dr.Ramazan ÖZEY
 Yazan : kübra_bkn | Okunma : 2112 |        Yorum ( 0 )