Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : hirasya
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7659
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 449
 Toplam Resim Sayısı : 149
 Toplam Haber Sayısı : 562

Cem Sultan'a Dua Eden Papağan
» Cem Sultan'a Dua Eden Papağan

CEM SULTAN’A DUA EDEN PAPAĞAN

                                                Cem Sultan’a ithâf olunur

Ulviye Sultan’ın papağanı konuşmuyor, dut yemiş bülbül gibi susuyordu ama Cem Sultan’ın papağanı sabah akşam duâ ediyordu tâlihsiz şehzâdeye.

 

     Hayvanları kendisine yârenlik eden pâdişahlar vardı. Sultan Abdülaziz gibi. Çocukluğundan beri Beylerbeyi Sarayı’nda beslediği aslanı vardı yanında. Sultan Reşad… O’nun da tavus kuşları vardı. Onlar için hastane bile yaptırmıştı Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinde. Sultan Genç Osman… Çok sevdiği atının güzel bir ismi, hattâ mezarı dahi vardı Kavak Sarayı bahçesinde.

     Genç Osman’ın atının ismi SİSLİ KIR, Sultan Abdülaziz’in atının ismi FERHAN, 4. Murat’ın atlarının isimleri de DAĞLAR DELİSİ, CELÂLÎ BEYAZI, AĞA ALACASI ve TAYYAR. Halîfe Abdülmecid’in atının ismi de HAYYAM. Peygamber Efendimiz de develerine KUSVÂ, ADBÂ, CEZ’Â isimlerini koymamış mıydı?

     Abdülaziz Han’ın aslanına ve Ferhan’ına ne olduğunu bilmiyoruz, lâkin Genç Osman’ın Sisli Kır isimli atının şu an mevcut olmayan Kavak Sarayı’nın bahçesinde mezarı olduğunu biliyoruz. Mezarı olan bir at… Mezarı kaybolmuş bir çok zevâta inat.

     

ULVİYE SULTAN’IN PAPAĞANI

     Sultan 2. Abdülhamit’in başkadınefendisi Nâzikedâ Kadınefendi’den doğan kızı Ulviye Sultan’ın da bir papağanı vardı. Bu papağan belki de görülebilecek en korkunç manzaralardan birine şâhit olmuştu.

     1875 yılı. Nâzikedâ Kadınefendi piyano çalıyor odasında. 7 yaşındaki kızı Prenses Ulviye Sultan az sonra annesinin odasına geliyor. İhtimal uzaktan uzağa gelen hoş musiki sesi onu celbetmişti bu odaya. Nâzikedâ Kadınefendi musikinin büyüsüne kendini kaptırmış, piyanonun tuşlarında gezerken, fark etmiyor bile kızının yanına geldiğini. Lâkin az sonra küçük kızın acı feryadıyla, büyülü dünyasından irkilerek çıkıyor. Gördüğü manzara bir anne için intihar sebebi. Kibritle oynarken elbisesi tutuşan küçük kızı odanın ortasında alevler içinde çırpınıyor. Ateşi söndürmek için kızına sarılan anne, yuvarlanmaya başlıyor yerde. Zemin hasırla kaplı.

     Bu faciayı seyreden Ulviye Sultan’ın papağanı çığlık çığlığa bağırmaya başlayınca alt katta bulunan hizmetçiler papağanın sesine koşuyorlar Nâzikedâ Kadınefendi’nin odasına. Prensesin dadısı, bulduğu bir seccadeyle ateşi söndürmeyi başarıyor ( Yani bir seccade sebep olmuştur ateşin sönmesine ). Nâzikedâ Kadın, yaralı olarak kurtulsa da prensesini kurtarmayı başaramıyor. Yüreğindeki yara gibi, bedenindekinin de izi kalıyor bir ömür boyu.

     Papağanın feryatları, prensesi kurtaramasa da annesini kurtarıyor. Talihsiz Prenses Eminönü’ndeki Yeni Cami’nin arkasında bulunan Hatice Turhan Sultan Türbesine defnediliyor.

     Kızının yanarak öldüğünü duyan Şehzade Abdülhamit, ömrü boyunca bu acı hadiseyi hatırlamak bile istemez. Bu yüzden bu mevzu hiç açılmaz. Olayı tek ifşâ edecek papağan ise, tek kelime etmez o günden sonra. Sâhibinin gözünün önünde yanarak ölmesi, papağanın dilinin tutulmasına sebep olmuş olabilir.

     Ulviye Sultan’ın papağanı konuşmuyor, dut yemiş bülbül gibi susuyordu ama Cem Sultan’ın papağanı sabah akşam duâ ediyordu tâlihsiz şehzâdeye.

                            

BİR ŞEHZÂDE-İ BEDBAHT

     Babası, Cihan Sultanı Fatih Sultan Mehmet Hân’ın vefâtı üzerine, ağabeyi Sultan 2. Bayezid ile yaptığı taht mücadelesini kaybetmiş, Payitahtı terketmek zorunda kalmıştı Cem Sultan. Napoli’de Hristiyan korsanlara da esir düşünce bir şatoya hapsedilmişti. Âhir ömründe hem kendi çile çekmiş hem 2. Bayezid’e çektirmişti. Ağabeyi Sultan 2. Bayezid ile mektuplaşmaları ve bu mektuplarında yazdıkları dahi, Avrupalı cânîlerin, koskoca Fâtih’in şehzâdesinden nasıl acı acı babasının intikâmını aldıkları hakkında bir fikir vermeye yetiyor.

     

     Cem Sultan’ın Napoli esâretinde yaşadıklarının, içler acısı vehâmetini anlatmayı târih kitaplarına havâle edip, sâdece ağabeysi Sultan 2. Bayezid’e yazdığı 2 mısralık dert yanmasını aktarmakla iktifâ ediyorum. İşte Napoli zindanlarından Sultan 2. Bayezid Hana yazdığı arz-u hâl:

     SEN BİSTER-İ GÜLDE YATASUN ŞEVK İLE HANDAN
     BEN KÜL DÖŞENEM KÜLHEN-İ MİHNETTE SEBEP NE

     Aynı zamanda Osmanlı hânedânından hacca giden 2 kişiden biri olan Cem Sultan’a, Sultan 2. Bayezid Hân’ın cevâb-ı sevâbı:

     ÇÜN RÛZ-I EZEL KISMET OLUNMUŞ BİZE DEVLET
     TAKDİRE RIZA VİRMİYESÜN BÖYLE SEBEP NE
     HÂCCÜL HARAMEYNİM DİYÜBEN DÂVÎ KILARSIN
     YA SALTANAT-I DÜNYEVİYE BUNCA TALEP NE

     Tâlihsiz Şehzâde Cem Sultan’ın satranç oynamayı öğrettiği bir maymunu, Tûtî isminde bir de papağanı vardı. Ömrü boyunca kendisine arkadaşlık etmişti bu iki sâdık yâreni. Napoli’deki esâret günlerinde, kâh maymunuyla satranç oynar, kâh tûtîsiyle dertleşir, buhranlı günlerin geçmesini, çilesinin dolmasını beklerdi.

     

PAPAĞANIN DUÂSI

     Vefâlı dostu tûtî, Cem Sultan’ın öğrettiği Arapça dört kelimeden oluşan şu cümleyi daima kafesinden tekrar ederek O’nu teselli etmeye çalışmıştı:

     “Allah Yensuru Sultan Cem”

     Cem Sultan, Avrupa’da yapayalnız kaldığı günlerde, papağanı kafesinden daima ona seslenirdi:

     “Allah Yensuru Sultan Cem”

      Ve nihayet… Napoli’de bir şatoda vefat eden Cem Sultan’ın metrukâtını bir heyet, İstanbul’a getirmişti. Bunların arasında vefakâr papağan Tuti de vardı. Cem Sultan’ın mirası Sultan 2. Bayezid’e teslim edildi. Ve cenaze, Bursa’ya götürülmesi için yola çıkıldı. Bu sırada cenaze alayına eşlik eden papağan, kafesinden kısa fasılalarla şu cümleyi tekrarlıyordu:

     “Allah Yerhamu Sultan Cem”

“Cem Sultan’a Allah rahmet eylesin” manasına gelen bu cümleleri ilhâmen mi söylüyordu, yoksa henüz hayattayken bunu papağana Cem Sultan mı öğretmişti bilinmez. Öğretmiş olsa dahi Cem Sultan hayattayken “Allah Cem Sultana yardım etsin” cümlesini tekrarlayıp da, “Cem Sultana Allah rahmet eylesin” cümlesinin vefatından sonra söyleneceğini nasıl öğrenmişti?

     Cem Sultan’ın naaşını ebedi istirahat mekânına götüren cemaatin tekbir ve tehlil seslerine, papağanın,

     “Allah Yerhamu Sultan Cem”

Duaları billur bir eda ile karışmış, yetim kalmış papağanın vefası ve duası cemaati hıçkırıklara boğmuştu.

     Topkapı Sarayı Gümüş Galerisi’ndeki bu som gümüşten yapılmış muhteşem süslemeli, ince işlemeli gümüş kafesin, Cem Sultan’ın papağanına âit olması da muhtemel.

                                                                                               MAHMUT SAMİ ŞİMŞEK    

                                                                                                   31 Ocak 2010 Pazar
                                                                   
                                                                          



BU YAZIYI PAYLAŞ



 Yazan : admin | Okunma : 5814 |        Yorum ( 0 )             
» YAZIYA YAPILMIŞ YORUMLAR
Henüz Yorum Yazilmamis.
Siz birtane yazin..


Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)
Yorum :