Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : nidagül
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7652
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 449
 Toplam Resim Sayısı : 149
 Toplam Haber Sayısı : 562

Büyükada Yetimhanesi Paylaşılamıyor
» Büyükada Yetimhanesi Paylaşılamıyor

  

Dünyânın ikinci en büyük ahşap binâsı olan Büyükada’daki Eski Rum Yetimhânesi, paylaşılamıyor. AİHM’ne mürâcaat ederek yetimhâne binâsını isteyen Fener Rum Ortodox Patrikhânesi, dâvâyı kazandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ise, binânın patrikhâneye değil, ancak yetimhâne vakfına devredilebileceğini söylüyorlar.


     AVRUPADA 1. DÜNYADA 2. BÜYÜK AHŞAP BİNA

     Dünyânın en büyük ahşap binâsı olan, Japonya’daki Todaiji Budist Tapınağı’ndan sonra 2. büyük ahşap binâsı Büyükada’daki Eski Rum Yetimhânesi, İstanbul’un ve hattâ Avrupa’nın en büyük ahşap binâsı.

     Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Fener Rum Ortodox Patrikhânesi arasında paylaşılamayan yetimhâne, 1964 senesinden beri 45 senedir boş. Harâbe hâline gelmiş bu gizemli dev binâyı, yıkılmadan ve boş hâliyle görmek için Kabataş’tan kalkan Ada vapurlarıyla Büyükada’ya gittim bu sabah. Evvelâ İsâ Tepesi’ne tırmanmam lâzım. Adanın en yüksek tepesi Yüce Tepe ( 202 m. ), ikinci yüksek tepe İsa Tepesi ( 164 m. ). Eski Rum Yetimhânesi de bu ikinci tepede.

     Güneş battıktan sonra tepeye bakıldığında adanın en tepesinde ağaçların arasına gizlenmiş, büyük adayı ve diğer adaları gizlice seyreden kocaman karartı bu yetimhânedir işte. Gece vakti, bırakın içine girmeyi, görüntüsü dahi tüyler ürpertiyor.

     ADANIN 2. YÜKSEK TEPESİ

     Büyükada vapur iskelesine gelince, tam karşınızdaki saat kulesi meydanından Kadıyoran Caddesi isimli dimdik caddeyi tırmanarak İsa Tepesi’ne ulaşabilirsiniz. Benim yaptığım gibi patika Âşıklar Yolu’ndan gitmeyi de tercih edebilirsiniz. Yol boyunca her iki tarafınız ormanlık. Sol tarafınızda ormanların arasından yer yer görünüp yaramaz çocuklar gibi dil çıkaran Dil Burnu ve Değirmen Koyu Plajı’nın eşsiz manzarası. Sağınız oldukça sık çam ağaçlarıyla dolu bir orman. Sessiz ve ıssız yol boyunca yapayalnız ilerliyor, tepeye kadar güneş tepemde tırmanıyorum. Yorgunluğumun had safhada olduğu bir anda, ağaçların arasından karabasan gibi çıkıveriyor ürkütücü dev binâ. Saatlerce yokuş yukarı yürüdükten sonra birden karşınızda devâsâ boyutuyla belirivermesi, karanlık evde küçük çocukların dolabın kapağını ya da odalardan birinin kapısını açar açmaz dev bir öcüyle yahut gulyabâniyle karşılaşması ânındaki hissi veriyor.

     Ürkek ürkek fotoğraflarını çekiyorum bu korkunç heyûlânın. Karmakarışık duygularla doluyum şimdi. Bomboş metrûk ve harâbe binâlar hep böyle garip hislerle doldurur içimi. Onca yaşanmışlıklarıyla, içinde sakladığı hâtıralarıyla, şimdi ıssız ve sessiz duruyor olması belki onu daha bir gizemli ve büyüleyici kılıyor.

     OTELDEN YETİMHÂNEYE

     Târihin tozlu sayfalarını çeviriyor ve geçmişine gidiyorum hayâlimde şimdi, bu köhne binânın.

     Dünyanın 2. büyük ahşap binâsı olan Eski Rum Yetimhânesi, Sultan 2. Abdülhamid döneminde, Fransız “Societe des Grandes Hotel Europeens” şirketi tarafından 1898 yılında “Prinkipo Palace” adıyla otel olarak yapılmış. İhtimâl ki Pera Palas’ın yazlığı olacak ve Orient Express yolcularını Büyükada’da ağırlayacaktı. Boyu 102 m. eni 35 m. Yüksekliği ise arâzinin eğilimine göre 22–24 m. Yanına gittiğinizde ne heybetli bir binâ olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bu görkemli devâsâ binâ, Meşhur mîmar Alexander Wallaury’in eseri.

     Fransızlar, dönemin en önemli binâlarından biri olduğu için, hiçbir masraftan kaçmamışlar. Ahşap binânın tahtaları çok özel ve kaliteli ağaçlardan yapılmış, zemini ise az bulunan bir mermerle döşenmiş. Odalar ve salonlar, iç dizayn son derece lüks ve estetik hazırlanmış.

     HAMİYETLİ SULTAN HAMİD

     Sultan Hamid’in, muhâliflerinin burayı kendisine karşı karargâh olarak kullanabilmeleri endişesinden ötürü, otelin açılışına izin vermemesi sebebiyle, dönemin zengin bankerlerinden Leonidas Zarifi’nin dul eşi Eleni Zarifi ve Andreas Sigrou tarafından satın alınıp yetimhâne olması şartıyla Rum Ortodox Patrikliği’ne bağışlanmış. 1000 altuna tâdilâtı yapılan ahşap binâya mermerli bir yangın kulesi de eklenmiş. Ve bu binânın inşâsından 45 sene önce Patrik 4. Germanos tarafından Balıklı Rum Hastânesi’nde kurulan yetimhâne, Sultan Hamid’in izniyle Büyükada’daki yeni binâsına taşınmış. Yetimhâneye alınacak çocuklarda, Rum Ortodox cemaatine mensup, İstanbul, Bozcaada, Gökçeada gibi bölgelerdeki yetim veya öksüz çocuk olmaları şartı aranmış.

     21 Mayıs 1903 te açılış gününde, devrin sultânı 2. Abdülhamid Han, şahsî hesâbından ilk 146 yetimin hepsine birer altun hediye etmiş. Ve sultanın emriyle yetimhâne, vergiden muaf tutulmuş.  Ayrıca her gün Yıldız Sarayı’ndan yeterli miktarda et ve ekmek de gönderiliyormuş adaya. Sultânın bu kadar ihsânından sonra yetimhâne, artık her alanda gelişme göstermeye başlamış.

     206 oda, büyük bir mutfak ve görkemli bir kütüphaneden oluşan yetimhânede 15 kişilik personel hizmet veriyormuş. Sesli sinema makinesinin de bulunduğu büyük tiyatro salonunda, kışın haftada 2, yazın 1 defa film gösterilirmiş.

     Çam ağaçlarıyla dolu bahçenin arka tarafında ahşap 2 katlı ve 6 sınıflı özel bir ilkokulu da bulunan yetimhânede ayrıca marangozhâne, kundurahâne, terzihâne ve demirci atölyesi de mevcutmuş. Evvelâ idâreciler için inşâ edilen bu 2 katlı binâ, daha sonra ilkokul olarak kullanılmış. İlkokulda 3 Rum, 2 Türk öğretmen ders veriyormuş. Kimsesiz çocuklar ilkokulu bitirdikten sonra, aynı yetimhâne içinde sanat okuluna gidiyor; bir iş bulacak kadar meslek öğreniyorlarmış. Daha sonra ilkokul 1927 senesinde kapatılmış. Hâlen ilkokul binâsı bahçenin arka tarafında boynunu bükmüş, köhne bir vaziyette duruyor öylece, ecelini beklercesine.

     YETİMLER HEYBELİ’YE

     1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla 1915 te boşaltılan binâya Kuleli Askerî Lisesi talebeleri yerleştirilmiş. Yetimhânedeki öğrenciler de Heybeliada’daki Ruhban Okulu’na gönderilmiş. 1918 de Kuleli öğrencilerinin binayı boşaltmasıyla önce Alman askerleri, daha sonra da 1. Dünya Savaşı esirleri ve Bolşevik ihtilâlinden kaçan Beyaz Ruslar yerleştirilmiş. Binâ en çok işte bu dönemde zarar görmüş. Zîrâ Beyaz Rus muhâcirleri, kış mevsiminde çok soğuk olan ve her taraftan rüzgâr alan binâda ısınmak için ahşap parke ve döşemeleri sobalarda yakmışlar. Yani içinde oturdukları binâyı yakarak ısınmaya çalışan bir millet kalmış burada. Nihâyet 1915 te boşalttıkları binâya yetim öğrenciler, 1925 te geri dönebilmişler.
    
     1942 de Heybeliada’daki Kız Yetimhânesi kapatılıp öğrencileri de Büyükada Yetimhânesi’ne yerleştirilince 1964 senesine kadar binâda karma eğitim verilmiş. Yetimhâne olarak açılış târihi olan 1903 ten, kapanış târihi 1964 e kadar, fâsılalarla geçen zamanda toplam 5744 öğrenci eğitilmiş burada. Kıbrıs’taki Türk-Yunan geriliminin arttığı günlerde de, yıkılma tehlikesi gerekçe gösterilerek 1964 te boşaltılmış. O tarihte yetimhanede barınan 163 çocuktan 117 erkek çocuk Aya Nikola Kilisesi’ne, 46 kız çocuk da Hristos Manastırı’na sevk edilmiş.

     PAYLAŞILAMAYAN BİNÂ

     Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Fener Rum Ortodox Patrikhânesi arasında paylaşılamayan yetimhâne, 1964 senesinden beri 45 senedir boş. Yıkılmaya yüz tutmuş bu binâ, Sedef Adası’na bakan hoş bir manzaraya sâhip olsa da kim bilir nice yetimlerin sessiz gözyaşlarına da şâhit olmuştu yıllarca. Bu koyu kahverengi, ahşap ve mâil-i inhidam ( yıkılmak üzere olan ), korkunç, devâsâ binâya baktıkça, yetimlerin bazen bir köşeye çekilip için için ağlamalarını, bazen coşkuyla oynamalarını, zaman zaman neşeli, zaman zaman da hüzünlü seslerini duyar gibi oldum.

     26.000 metrekarelik bir bahçe içindeki 6 katlı dev binânın 206 odası var. 111 yaşındaki yetimhâne 50.000 altuna mâl olmuş.

     “Adanın Ağlayan Yüzü” isminde, yetimhânenin hikâyesini anlatan bir film de çekilmişti 2004 yılında. Şimdilerde bahçesinde bekçinin koyunları otlasa da, “İçeriye girmek tehlikeli ve yasaktır” levhâsı yüzünden bahçe duvarlarından içeriye girmeniz mümkün değil.

     Adanın siluetinde en tepeye yerleşmiş hâkim bir binâ olarak görülen Rum Yetimhânesi, o ürkütücü yapısıyla “bu ada benim” der gibi vakarla etrâfı seyrederken, artık yıkılmaya yüz tutmuş hâliyle yaralı bir dev gibi ömrünün son günlerini yaşıyor belkide. Ya da eski görkemli günlerine dönecektir, kimbilir…

                                                               MAHMUT SAMİ ŞİMŞEK
                                                                   4 Mart 2010



BU YAZIYI PAYLAŞ



 Yazan : admin | Okunma : 8014 |        Yorum ( 0 )             
» YAZIYA YAPILMIŞ YORUMLAR
Henüz Yorum Yazilmamis.
Siz birtane yazin..


Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)
Yorum :