Biz Her Bahar Aşık Oluruz Erguvan'a

Biz Her Bahar Aşık Oluruz Erguvan'a

Beklerim fecrini leylaklar açan nisanın Özlerim vaktini dağ dağ kızaran erguvanın

     ERGUVAN EFSÂNESİ

     İngilizcede Judas Tree (Yahuda Ağacı). Bu ismi almasının sebebi mitolojik bir hikâyeye dayanıyor. Efsaneye göre erguvan, beyaz çiçekli bir ağaçtı. Hz İsa’ya ihanet eden 13. havâri Yahuda İşkariot, ihânetinin verdiği pişmanlık ve vicdan azabıyla kendini asarak intihar etti. Aylardan Mayıstı ve kendini astığı ağaç da erguvan ağacıydı. Böyle affedilmez bir günahkârı ve böyle büyük bir utancı üzerinde taşıyor olmak ağaca çok ağır geldi. Bunun utancıyla bembeyaz çiçekleri kızarmaya başladı. Daha sonra morardı ve şimdiki rengini aldı. O gün bu gündür her Mayıs ayı geldiğinde, erguvan ağaçları bu utanç verici hâdiseyi hatırlar ve kızarmaya başlarlar.

     Bu efsaneyi Üsküdar’daki bazı erguvan ağaçları hâlâ duymamış olacak ki, bembeyaz çiçek açmaya devam etmekteler. En yaşlı erguvan, Altûnîzâde Vâlidebağ korusundaki av köşkünün yanında. Ve Ayasofya’da Million taşının yanında. En uzun erguvan ise Maçka’da 8 katlı binâ ile yarışıyor.

     ERGUVAN RENKLİ İSTANBUL

     Efsane ağaç erguvan, Bizans’ın sembol ağacıydı. Zirâ imparator Konstantin, şehri surlarla çevirip açılışı yaptığında ve kurduğu bu şehre kendi ismini verdiğinde aylardan Mayıstı. Senede bir defâ açan ve sâdece Mayıs ayında güzel yüzünü göstererek pembe pembe gülümseyen bu ağaçlar çiçeklerini açmışlar, şehrin her tarafı erguvanlarla şenlenmişti. İlahi tevâfuk, asırlar sonra Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiğinde aylardan yine Mayıs. Yine şehrin her tarafı erguvanlarla müzeyyen. Yâni bu efsunlu şehir, Kostantiniyye ismiyle Hıristiyan olarak doğduğunda da, İstanbul ismiyle Müslüman olduğunda da aylardan hep Mayıstı ve her taraf erguvanlarla renklenmişti. Bu yüzden rahatlıkla diyebiliriz ki, İstanbul’un ağacı erguvan, rengi eflatun, doğum tarihi de Mayıs. Yani İstanbul’un burcu ikizler: Her şey çift, köprüler çift, denizler çift ( Karadeniz-Marmara ), kıtalar çift ( Avrupa yakası-Anadolu yakası ). İki yüzlüdür İstanbul.

     BİZANS’TA İMPARATORLUK RENGİ

     Bizans imparatorları şehrin kuruluş, açılış ve isminin konulduğu günün, hep Mayıs ayına rastlaması ve bu ayda ( sâdece bu aya has olan ) erguvan ağaçları tüm şehri bu açılışı kutlar gibi süslemeleri sebebiyle, erguvan rengi olan eflatunu Bizans hanedanının rengi olarak kabul etmişlerdi.

     Erguvan rengi, İmparatorluk rengiydi. Bizans İmparatorları, erguvan sarayının erguvan odasında doğarlardı. Ayrıca bu rengi İmparatorluk âilesi dışında hiç kimse kullanamazdı. Hattâ Bizans asilzâdeleri, asâletlerinin simgesi olarak kanlarının dahi erguvan rengi olduğunu söylerlerdi. Bizans İmparatorluğunda, güç, kudret ve asaletin sembolüydü erguvan rengi. İşte erguvan sevgisinin zirvesi.
    
     OSMANLI’DA HASBAHÇENİN HAS KONUĞU

     Osmanlı da hak ettiği alâkayı göstermişti erguvana. Sarayların hasbahçelerinin has konuğuydu bu ağaç. Çok sağlam olduğu için Osmanlılar baston yapımında erguvan ağacının güçlü dallarını kullanırlardı. Ayrıca Osmanlı mutfağında, husûsiyle sarayda, pâdişah sofralarında salatalar erguvanla süslenerek servis edilirdi.

     Emir Sultan’ın her sene Bursa’da, erguvan mevsimi olan Mayıs ayında, müritleriyle buluşması sebebiyle erguvan, yüzyıllar boyu Bursa şehrinin de sembolü olmuş 14. yüzyıldan itibâren kutlanan “Erguvan Bayramı” 19. yüzyıla kadar devâm etmişti.

     Farsçada “kızıl” mânâsına gelen erguvan, zâten bir renk ismidir, çiçek ya da ağaçtan ziyâde. Çok lâtif bir rengi var erguvanın. Eflâtun renginin altında gizli bir mâvi renk. Anavatanı Filistin. Hz. İsa’nın hemşehrisi. Ve O’na ihânet eden birinin utancıyla kızarıyor her bahar. Bir bakıma utancın rengi erguvan. Ve utancın çiçeği. Zîrâ erguvan, hem bir renk, hem bir çiçek ismi. Boyu 10 metreye kadar çıkabiliyor. Ama ömrü kısa. 1 aylık ömrü var. Uzun boylu, kısa ömürlü, utangaç fakat müjdeci ağaç. Baharın müjdecisi. Yaprakları yuvarlak, çiçekleri kalp şeklinde. Çiçekleri ilk açtığında mora çalan eflatun, daha sonra mavi yeşil turkuaza dönüyor.

     MAYISTA ERGUVAN SAFÂSI

     Mayıs geldiğinde İstanbul’da yapılacak en güzel şey boğazda erguvan safâsına çıkmaktır. Zîrâ en güzel erguvan seyri boğazda olur. Boğazın iki yakasını yemyeşil süslemiş koruların o yeşillikleri arasında eflatun renkleriyle pamuk şekerleri gibi etrafa gülümseyen bu ağaçlar, sadece Mayıs ayına has sahneye çıktıkları için bu seyri kaçırdığınızda 1 sene beklemek zorundasınız. Zîrâ “O nâzenin dilrubânın şevâhidi mehâsini nâ ehle arz-ı endâm etmiyor”

     Mayıs ayı bahar ayıdır. Ve baharın müjdecisidir erguvan ağaçları. İstanbul’unda simgesi, aynı zamanda ikiz kardeşidir. Zira her Mayıs ayında yeniden doğar Erguvan, tıpkı 29 Mayısta doğan İstanbul gibi.

     Bir sandal kiralayın bu Pazar günü. Güneş açarken sabah serinliğinde, siz de boğaza açılın sâkin ve âsude. Rüzgâr serin serin saçlarınızı dağıtırken, siz boğazın sâhillerine su perileri gibi sıralanmış birbirinden güzel yalıların sırtlarındaki eflâtun renkli benekleriyle süslenmiş yeşil elbiselerini seyredin. Yemyeşil ağaçlar arasında, eflâtun renkleriyle göz kırpan erguvan ağaçlarını seyretmenin kısacık sevincini, boğazın mâviliğinde süzülerek yaşayın. Bu hafta sonu… Erguvanlar kaybolmadan… Ne demiş şâir:

     Bahar oldu güzel, evde durulmaz
     Bu mevsimde erguvana doyulmaz

                                              “Biz her bahar âşık oluruz Erguvan’a”
                                                
                                                                    MAHMUT SAMİ ŞİMŞEK
                                                                              29 Nisan 2010
   

 Yazan : admin | Okunma : 4208 |        Yorum ( 1 )