Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : hirasya
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7659
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 449
 Toplam Resim Sayısı : 149
 Toplam Haber Sayısı : 562

İlk günlük gazete bir ilaveden doğmuştu
» İlk günlük gazete bir ilaveden doğmuştu

Pazar Gazetesi'nin 5. yılı ve ilk Türkçe gazetenin yayına başladığı 1 Kasım tarihi münasebetiyle Türk basın tarihindeki ilave işlerine göz atalım istedik. Karşımıza epeyce ilginç ayrıntılar çıktı

 İlk Türkçe gazetenin 1 Kasım 1831 yılında Sultan 2. Mahmut'un fermanıyla çıkarılan Takvim-i Vakâyi (Hâdiselerin Takvimi) olduğunu bilmeyen yoktur. 1920 yılına kadar, 89 yıl devam eden bu gazetenin isminin bizzat Padişah tarafından konulduğunu ise birçok kimse bilmez. Başlangıçta haftalık olan gazete, sonraları belirli bir düzen takip edemedi.
Gazetenin boyu 40x27 cm idi ve ilk sayı 5000 adet basıldı. Devlet ricâline, askerî erkâna ve elçiliklere gönderilen gazete, abone sistemiyle de çalışıyordu ve yıllık abone ücreti 120 kuruştu. Süleymaniye Camii ile şimdiki İstanbul Üniversitesi arasında bulunan bir konakta çıkartılan Takvim-i Vakâyi'nin, aynı yerdeki "Takvimhâne-i Âmire" denilen basımevinde de baskısı yapılıyordu.

MEKKE KADILIĞI YAPAN YAYIN YÖNETMENİ
Gazetenin yöneticisi, Mekke kadılığı da yapmış olan Vak'anüvist Esat Efendi idi. İşte bu yüzden Esat Efendi, Türk gazeteciliğinin pîrî sayılır. Gazetenin haber ve yazı toplama işlerinden sorumlu olanlar ise Bâbıâli kâtiplerinden Sârım Efendi ile Serasker maiyetinden Sait Bey'dir. Altı ana bölümden oluşan Takvim-i Vakâyi'nin bölüm başlıkları şöyleydi: Umûr-u Dâhiliye (iç haberler), Mevâdd-ı Askeriye (askerî işler), Umûr-u Hâriciye (dış haberler), Fünûn (bilimler) Tevcîhât-ı İlmiye (din adamlarının atanması) Ticâret ve Es'ar (fiyatlar) İlk îlan, gazetenin 11. sayısında çıkarken, ilk çeviri de 8. sayıda yayınlandı. Gazetenin ilk kapanışı ise 1879 da bir dizgi yanlışı yüzünden olmuştu. Ve tam 12 sene yayınlanamadı. 1891'de yeniden çıkmaya başlayan Takvim-i Vakâyi, 1 yıl sonra yine bir dizgi hatâsı sebebiyle kapatılmış ve 2. Meşrutiyetin îlânına kadar da (1908) kapalı kalmıştı. 27 Temmuz 1908 de yeniden çıkmaya başlayan gazete 4 Kasım 1922 de târihe karıştı.
Gazete Osmanlı'daki azınlıkların dillerine de çevriliyordu. Mısır meselesinin netîcelenmesi esnâsında düzenli çıkmadığından gazeteye "Târihi yeni, kendi eski gazete" lakâbı takılmıştı. Sultan 2. Mahmut'un reform hareketleri çerçevesinde çıkarılan Takvim-i Vakâyi; daha piyasaya çıkmadan, muhâlifler tarafından din karşıtı diye lanse edilmeye çalışıldığı için, ilk sayıyla birlikte Sultan Mahmut'un, gazetenin şeriata muhâlif olmadığı yönündeki sözlerini ihtivâ eden "Mukaddime" isimli bir ek vermişti. Türkçe ikinci gazete ise 1840 da William Churchill adında bir İngilizin çıkardığı Cerîde-i Havâdis oldu.


ÖZÜR İÇİN GAZETE ÇIKARMA İZNİ VERİLDİ
Yine haftalık çıkan bu gazetenin ilk çıkış hikâyesi de oldukça enteresan: Morning Herald gazetesinin İstanbul muhâbiri olan bu İngiliz tüccar, 1836 yılında Kadıköy'de avlandığı bir gün, bir Türk çocuğunu yaraladığı için halk tarafından yakalanıp Üsküdar muhâfızlığına götürülerek hapsedilmişti.
Lâkin kapitülasyonların yürürlükte olduğu o dönemde İngiliz elçiliğinin de baskısıyla Churchill serbest bırakıldı. Gönlünü almak için de Churchill'e 10.000 kantarlık zeytinyağı ihraç edebilmesi için bir ferman ile pırlantalı bir nişan verilmiş, gazete çıkarmasına da özel izin verilmişti.
Cerîde-i Havâdis' çıkaran Churchill gazetesini satamamış olacak ki ilk üç sayı bedava dağıtıldı. Sonraları ancak 150 adet satabilen gazete, 1. Abdülhamid Türbesi'nin karşısındaki 4. Vakıf Hanı'nın bulunduğu yerde basılıyordu. Başlangıçta 10 günde bir çıkan gazete daha sonra düzensiz çıkmaya başladı. Kazancını, geniş îlanlar yayınlayarak sağlamaya çalışıyordu. İlk ölüm ilanları da bu gazetede yayınlandı.


İLK GÜNLÜK GAZETE İLÂVEDEN DOĞDU
Kırım savaşının çıkmasıyla Cerîde-i Havâdis, özel sayılar yayınlamaya başlamış ve bunlara Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis denmiştir. İlk günlük gazete de , Cerîde-i Havâdis'in eki olarak yayınlanmaya başlayan, daha sonra bağımsız bir gazete olan Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis oldu. Osmanlı gazetelerinin ekleri içinde düzenli aralıklarla yayınlanan ilk ekti. William Churchill'in ölümünden sonra gazeteyi yöneten, oğlu Alfred Churchill, Cerîde-i Havâdis yerine Ruznâme-i Cerîde-i Havâdis'i sürekli hâle getirdi ve haftada 5 gün yayınlamaya başladı.


CAMİ İMAMLARI DİZGİCİLİK YAPTI
Elle çalışan basit bir makineyle basılan Tercümân-ı Ahval'de ise yazıların dizgicisi câmi imamlarıydı. Oldukça zor şartlar altında dağıtılan gazete, sâdece tek bir yerde satılıyordu: Basımevinin bulunduğu hanın altındaki Tütüncü Hasan Ağa'nın dükkânında. 
                                        Gazeteyi almak isteyen, Eminönü'ne gitmek zorundaydı. İlk özel gazeteyi çıkaran Âgah Efendi, gazetenin başyazarıydı aynı zamanda. Yâni gazetecilerin pîri Âgah Efendi’dir. Gazeteciler arasında "Efendi" sıfatı, "Patron" mânâsına kullanılırdı. Gazetenin patronu olması hasebiyle de Âgah Efendi'nin ismine bu sıfat eklendi. Hayâtının sonuna doğru Atina'da elçilik yapan Âgah Efendi, yine Atina'da 53 yaşında vefât etti.

 

Gazetecilerin pîri âgah Efendi

 

 

                                               ŞEHZADEM! BU TARAFTAYIZ!
En eski foto muhâbirimiz Ferit İbrâhim'dir. Türkiye'de ilk defâ gazeteler için fotoğraf çeken de O'dur. O yıllarda kendisiyle yapılan bir röportajda şunları söylemişti: "Şehzâdeler, onlar objektif karşısında bir başka insan olurlar, güzel çıkmak için ne gibi jestler yapmak, poz olmak lâzımsa yaparlardı. Bebekleşirlerdi makine karşısında."


 

 

MAHMUT SAMİ ŞİMŞEK                YAYIN TARİHİ: 31.10.2010



BU YAZIYI PAYLAŞ



 Yazan : admin | Okunma : 3778 |        Yorum ( 0 )             
» YAZIYA YAPILMIŞ YORUMLAR
Henüz Yorum Yazilmamis.
Siz birtane yazin..


Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)
Yorum :