Ana Sayfa Haberler Yazılar Videolar Ödevler Oyunlar Dosya Resim Yarışma Forum
 
 » Menü
TARIH
    Inkilap Tarihi
    Atatürkçülük
    Tarih Öncesi ve ilkçag Tar.
    Islam Tarihi
    Genel Tarih Konulari
    Osmanli Tarihi
    Tarihte Kullanilan Takvimler
    Tarih Sözlügü

COGRAFYA
    Cografya Konulari
    Fiziki Cografya
    Beseri ve Ekonomik Cogr.
    Türkiye Cografyasi
    Ülkeler Cografyasi
    Matematik Cografya
    Siyasi Cografya
    Jeoloji
    Ünlü Cografyacilar
    Harita Bilgisi
    Cografi Uygulamalar
    Ülkeleri Canli Seyredin
    Cografya Siteleri
    Illerimizin Fotograflari
    Illerimizin Videolari
    Dünya Haritasi
    Turizm Rehberi

FELSEFE GRUBU
    Felsefe
    Sosyoloji
    Egitim Siteleri
    Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Mantik Terimler Sözlügü


» Gezelim-Görelim

» Eğlence Bölümü

» Ödev Arşivi
Tüm derslere ait
geniş ödev arşivi

» Istatistikler
Üyeler
Son Üye : kutfettin
Bugün : 0
Dün : 0
Toplam Üye : 7633
Online Üyeler
 Online üye yok..
Sitede Aktif
Üye : 0
Ziyaretçi : 0
Toplam :
Site Sayaci
Iletisim
E-Mail : info@sosyalokulu.com
Online   Kişi

» İçerik İstatistikleri
 Toplam Dosya Sayısı : 235
 Toplam Makale Sayısı : 285
 Toplam Ödev Sayısı : 64
 Toplam Video Sayısı : 238
 Toplam Oyun Sayısı : 449
 Toplam Resim Sayısı : 149
 Toplam Haber Sayısı : 562

Eleştirelim ama, nasıl?
» Eleştirelim ama, nasıl?
Hiçbir fikir adamı “birileri beni övsün” diye kaleme almaz yazılarını.Yine hiçbir fikir adamı “eleştirilirim” korkusuyla da kalemi kağıdı bırakmaz bir kenara.O, fikirlerini cesurca yazar.O’nun seveni de vardır sevmeyeni de. Nice düşünce adamları gelmiş – geçmiştir ki kimilerini anlayacak bir toplum bulunmamış, kimilerini mütevazı hayatlarından dolayı görmememzlikten gelmişler. Aslında toplum fikir adamını değil, kendini cezalandırmış her durumda da. Kimileri de ömrünü, fikirleri ve inançları uğruna hapishanelerde geçirmiş Bediüzzaman hazretleri gibi.

Kimilerine de baldıran zehri içirtilerek bedenleri ortadan kaldırılmıştır Sokrates gibi.Kimileri de daraağaçlarına gitmiştir İskilipli Atıf hoca bigi, Seyyit Kutup gibi.Onları hapishanelere mahkum edenler ve baldıran zehrini verenler ya da daraağaçlarına gönderenler unutulmuş ama fikir ve dava insanları aslında aramızda hep yaşamaktadır düşünceleriyle. İşte onlar ki; eleştirilmekten değil, ölümden de korkmayan kimselerdir aynı zamanda. Yine düşünce adamları bilirler ki en ağır bedel fikrin ve inancın bedelidir.

Bunları kime söylediğime gelince; son yıllarda iletişim araçlarının yaygınlaşmasından sonra gerek televizyonlarda, gerek haber sitelerinde eleştirmenlik yaptığını ve bunun da bir meslek olduğunu zannedenler… Bu toplumda herhangi bir meslek sahibi olamayanlar kendilerine yeni bir meslek alanı oluşturmuşlar bu mesleğin adı da “eleştirmenlik mesleği”dir. Yani belden aşağı vurma mesleği. Kimi zaman sporcular, kimi zaman idareciler, kimi zaman da yazarlardır malzemeleri. Hatta bir televizyon programında ömrünü televizyonda geçirmiş ve televizyonda yaşlanmış biri “ben hiç futbol oynamadım, topa bile vurmadım ama iyi bir futbol eleştirmeniyim” demişti. Bizdeki eleştirmenlerin durumu bu işte. Eğer bu ülkede eleştilecek birileri varsa önce eleştirmenliği meslek zannedenler eleştirilmelidir.Ayrıca televizyonlarda ve haber sitelerinde yazarlık kılığında eleştirmenlik yapanların tiplerine ve üsluplarına bakarsanız bunların özel seçilmiş tipler olduğunu anlarsınız.Çünkü onlar bir aktördür aslında ve bu aktörün de dikkat çeken yanları olmalıdır ki insanların dikkatini çekebilsin. Ayrıca perde arkasındakilerin aktör seçme hususunda çok başarılı olduklarını da söylemek istiyorum.

Bütün bunları neden söylediğime gelince: Haddini aşan birçok yazar- çizer biliyoruz ki eline kalemi daha dün alanlar, fikir üretmek için sabahlara kadar beynini patlatan insanları eleştirmeleri bizleri üzmektedir. Sizin dindar görünümünüzle dindarlara çatmanız çok dikkat çekici olmakla birlikte hiç yakışık almıyor biliyor musunuz.?

Eleştirdiğiniz kişinin inancı, meşrebi , rengi vs. ne olursa olsun eleştirmenin birinci kuralı edeb’den geçer.Hele hele bir din kardeşinizi eleştirecekseniz herşeyi internet köşelerine taşıyarak ve dindarlık kisvesi ile yapmayınız bu işleri. İlminizin olmadığı ve yetmediği konularda da sakın ahkâm kesmeyiniz. Eleştirilerin de bir sınırı vardır sakın unutmayın.

Eleştirileriniz yapıcı olursa eleştiriniz aynı zamanda bir fikirdir aslında .Hedefinize yazarı değil de sadece size göre yanlış olan fikri koyun. Yazarlık haddi bilmememek işi değildir. Kalem ve kelam erbabı haddi bilen insandır.Şunu da unutmayınız ki reyting uğruna yazdıklarınız, yarınlarımıza ışık tutmayacaktır. Siz gideceksiniz sizin yerinize başka aktörler geçecektir.Kalıcı olanlar yine edepli ve samimi olanlar olacaktır. “Birileri beni alkışlasın” hastalığından kurtulmadan ne yazarsanız yazın, siz, ne yazar’sıznız ne de okur. Ecdadımız dergahların ve tekkelerin kapılarına hep şunu yazmıştır ya: “edep ya hû”.İşte bütün yazılarınızın başına bunu yazarak başlayabilirseniz edebinizle kalmayı başarırsınız belki . Daha sonra da yazar olma ihtimaliniz olur kim bilir… işte o zaman biz de sizi keyifle okuruz.

Bu yazı moralhaber.net sitesinden alınmıştır.



BU YAZIYI PAYLAŞ



 Yazan : admin | Okunma : 1781 |        Yorum ( 0 )             
» YAZIYA YAPILMIŞ YORUMLAR
Henüz Yorum Yazilmamis.
Siz birtane yazin..


Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)
Yorum :