Gazlı ıçeceklere Dair 1 -M.ıSLAMOğLU

Gazlı ıçeceklere Dair 1 -M.ıSLAMOğLU

 

Tüketiciler Birliği’nin TÜBİTAK’a yaptırdığı analizde, tüm gazozlarda binde üzerinden farklı oranlarda alkol çıkması, konu üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Bu analizin basın toplantısıyla açıklandığı 11.10.2006 tarihinden bir buçuk ay önce bendeniz bu köşede konuyu iki yazıyla ele almıştım. İçene Afiyet Olsun başlıklı iki yazı gazlı içecekleri ele alıyor, bu konuda bir kimya âliminin mütalaasını tartışıyordu. En iyisi, ikinci yazının hüküm cümlesini ve bu cümleye gerekçe oluşturan satırları buraya dercetmek:

“Hayra talip olanlar, yararı da, hazzı da onun yanında hazır ve nazır olarak bulurlar. Bunlar “hayr”ın tabir caizse promosyonudurlar. Esas olan hayrdır. Müslüman, yeme içmede de işte o hayra talip olur. Yediklerinden ve içtiklerinden hesap sorulacağına iman eder. Bu iman onu sadece “iyisini” değil, sadece “haz verenini” değil, sadece “kalitelisini” değil, aynı zamanda HELALİNİ yemeye sevk eder. /…/ İhtiyatı elden bırakmamakta yarar var. Ezcümle: tüm gazlı içeceklerden uzak durun, ‘içiniz’ rahat etsin.”

Bendeniz bu yazıları kaleme aldıktan sonra, ülkemizde imal edilen gazozların tamamında şu veya bu oranda alkol bulunduğu TÜBİTAK raporuyla kesinlik kazandı. Bu rapor bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı.

Kamuoyundan beklenen tepki geldi. Gazoz satışları ciddi oranlarda geriledi. İslami hassasiyete sahip basın meselenin üzerine gitti. Kimi köşe yazarları ve âlimler konu hakkında yazılar yayımladı. Bunlar arasında en dikkate eğer olanı, fetva niteliği de taşıdığı için, Hayreddin Karaman’ın Yeni Şafak’taki köşesinde yayımlanan iki yazısıydı. Buna siz fetva olarak da bakabilirsiniz.

Öncelikle belirtelim ki, verdiği fetva ile amel ederiz veya etmeyiz, tasvip ederiz veya etmeyiz, Karaman Hoca’nın fetva ehliyetini tartışmak yanlıştır, hem had hem de kadir kıymet bilmezliktir. Hele bir âlimi hoşumuza gitmeyen bir fetva verdi diye tahfif edip istiskale yeltenmek, İslam adabıyla bağdaşmaz. Fakat katılmadığımızı, usulü dairesinde beyan etmek, hatta delillere dayalı karşıt tezler geliştirmek hakikate sadakatimizin bir gereğidir.

Nitekim Karaman Hocanın fetvasında benim de katılmadığım noktalar var. Hayreddin Hocanın ilgili yazılarına geçmeden önce, yazdığı iki makalenin yazılış münasebetinin Tüketiciler Birliği’nin açıkladığı TÜBİTAK raporu olmadığını, Ezher’in kola hakkında verdiği fetva olduğunu belirtmeliyim. Hoca Ezher’in sitesine girdiğini ve Ezher’e sorulan bir soruya cevaben kolada domuz katkısı bulunmadığı, dolayısıyla cevazına fetva verildiğini belirtir. Hakikaten de Ezher’in resmi sitesinde yer alan 4310 numaralı fetvanın içeriği budur.

Konumuza dönecek olursak, Hayreddin Hoca gazlı içeceklerin tümünün cevazına dair fetva mahiyetindeki yazısında, Hanefi fıkhının muahhar kaynaklarından İbn Abidin diye şöhret bulan Reddu’l-Muhtar’dan alıntılar yapar. Bendeniz bu alıntıları buraya taşıyarak ikinci kez alıntılayacak değilim.

Bu alıntıların bir kısmı, ‘azın çoğa kalbinde çoğun hükmünün geçerli olacağı’ kuralına istinat eder. Mesela az necasetin çok suya (imamlara göre değişen miktarlarda) karışması durumu gibi. Şu ölçü verilmiş: Suyun kokusu, tadı, rengi değişmezse, hüküm çoğun hükmü üzere baki kalır.

Zannımızca bu kıyas, kıyas maa’l-farıktır. Necasetle alkolün haramlığının illeti aynı değildir. İlleti ayrı olanların hükmü bir olmaz. Zira necis olan şeyler sarhoş etmez. Ama alkol hem necistir, hem de sarhoş eder. Kural bellidir: Çoğu sarhoş edenin azı haramdır. Ayrıca, etil alkol renksiz ve şeffaftır. Gazoz su değildir. Gazozlarda tatlandırıcılarla birlikte –onları çözme amaçlı- kullanıldığı için, ne kokusu fark edilir, ne de tadı.

Yine yazıda, haramın tedavi amaçlı kullanılmasının cevazına dair bir alıntı yapılmış.

Sadet haricidir. Tedavi maksadıyla bilinen şartlar dâhilinde alkol de caizdir. Fakat tartışılan gazlı içecekler mevzuu, tedavi konusu değildir.

Vajinal akıntı ve meni bulaşığının ovalanmasının şer’an temizlik için kafi olduğuna dair bir alıntı var.

Bu da sadet haricidir. Belki, İslam fıkhının ruhsat sınırlarını görme anlamında konuya dâhil edilebilir, fakat alkol katkılı gazlı içeceklerin hükmüyle doğrudan bir alakası yoktur.

Hoca’nın İbn Abidin alıntılarının konuyla en doğrudan alakalı olanı, fıkıhtaki “istihâle” bahsiyle alakalı bölümlerdir. İşte şu satırlar gibi:

“Karışma, yanma, pişme, kaynama vb. sebebiyle değişikliğe uğrayan pis nesne temiz olur, kullanılır, yenir ve içilir. Bazı örnekler: Pis olan zeytinyağı sabun olunca, eşek veya domuz tuz gölüne düşüp tuza dönüşünce, şarap sirke olunca, kuyuya düşen kuş, fare vb. çürüyüp çamura karışınca, pis üzüm kaynatılıp pekmez yapılınca, pis susam öğütülüp un ve susam yağı olunca temizlenmiş olur (316). Süt, bal, yağ ve pekmez üç kere kaynatılınca temizlenmiş olur. Bunlara kaynatmadan önce bir miktar (beşte biri kadar) su katılır. Yağın kaynatılması şart değildir(334). Et şarap ile pişirilmiş olsa üç kere temiz su ile kaynatılıp soğutulunca temizlenmiş olur.”

Konunun can damarı da bu bahistir. İstihale bahsine dair bir makalemde dile getirdiğim hususları ve devamını yarınki yazıya bırakalım.

 Yazan : kubra | Okunma : 3564 |        Yorum ( 0 )