Gazlı ıçeceklere Dair 2 -M.ıSLAMOğLU

Gazlı ıçeceklere Dair 2 -M.ıSLAMOğLU

 

Dün kaldığımız yerden devam edelim:

Evet, gazlı içeceklere dair Hayreddin Hocanın içilmesinde beis olmadığına dair fetva mahiyetindeki yazılarını konuşuyorduk. Bu bağlamda, Hayreddin Hocanın alıntıladığı İbn Abidin metinlerinden biri de “istihale” bahsine dair bir pasajdı. Sözün burasında istihale bahsinde Helal Sertifikasını Bekleyen Muhtemel Problemler başlığı altında yine bu köşede şunları yazmıştım:

“Katkı maddelerinin İslami hükmünü belirlemede “istihale” bahsi, meselenin nirengi noktasıdır. İstihale, bir maddenin cevherinin veya arazının değişime uğramasıdır. Aslında üç kavram vardır: Tahavvul, teğayyür, tebeddül. Tahavvül: bazılarına göre eşyanın cevherinin bazılarına göre arazının değişime uğramasıdır. Yapılan tanıma göre de hüküm değişmektedir. Teğayyur: eşyanın cevher ve arazının birlikte ve tümüyle değişime uğramasıdır. Tebeddül: bir şeyin yerine bir başka şeyin ikame edilmesidir.

İstihale bahsinde sirke, misk, tuz gölüne düşen domuz, yanıp kül olmuş necaset gibi örnekler verilir. Hepsi de haram olan bir asıl veya ferden dönüşerek haram iken helale inkılâp etmişlerdir. Mevcut katkı maddelerinin hükümleri tesbit edilirken, İslam fıkhının istihale bahsi üzerinde ciddi bir biçimde durulmalıdır.”

Gazlı içecekler bahsinde, gazoza katılan etil alkolün istihale geçirip geçirmediği, kimya uzmanlarının cevaplaması gereken teknik bir konudur. Helal Sertifikası toplantısına katılan kimya hocası Prof. M. Nutku’nun kesin görüşü istihale geçirmediği, yani dönüşüm ve değişime uğramadığı yönünde.

Tabi, bu konudaki görüşü hükme medar olacak bir kimya âliminin İslam fıkhında istihale için verilen örnekleri tek tek incelemesi gerekir. Belki bir kimyagerler heyeti çıkıp, İslam fıkhının istihale örneklerinden yola çıkarak bir çetele tutabilir. Mesela tuz gölüne düşen domuz, ceylan kanı karışmış bir mayiden elde edilen misk, sabun yapılan necaset karışmış zeytinyağı, kaynatılarak arındırılan süt, bal ve pekmez, şarap ile pişirildiği için temiz su ile yıkanıp kaynatılarak temizlenen et… Bütün bu örneklerde gerçekleşen istihalenin nitelik ve niceliği tesbit edilerek tasnif edilmeli ve benzer olaylara uygulanmak üzere kodlanmalıdır.

Hayreddin Hoca hükmünü şöyle veriyor: ..Bir sıvının içine alkol karışınca hemen “bu sıvı haramdır” denemez, haram olmasına hükmetmek için yukarıda açıklanan şartların gerçekleşmesi gerekir. Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı/su, müctehidlerin birçoğuna göre “çok”tur. Buna göre gazlı bir içeceği elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa, bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir. “Çoğu sarhoş eden içeceğin azı da haramdır” kuralına göre de baktığımızda, piyasadaki gazoz ve kolaların içilebilecek çok miktarı sarhoş etmediğine göre bu bakımdan da bir sakıncası yoktur.”

Bir nokta aydınlığa kavuşturulmalı: Alkol gazlı içeceklere karıştırılmakta mıdır, yoksa doğal mayalanma sonucu mu oluşmaktadır. Bu sorunun sonucuna göre hüküm değişebilir.

Bazıları doğal mayalanma sonucu ortaya çıktığını savunuyor. Bu savunulurken de “meyvelerde dahi doğal alkol vardır” deniliyor. Bu teknik bir konu olmakla birlikte, bazı uzmanlar meyvelerde doğal alkol olduğu görüşünü reddediyorlar. Bu uzmanlara göre bozulan meyvelerde alkol olur, zaten bozulduğu için o da yenmez. Kaldı ki bazı itiraflardan da anlaşıldığı gibi, etil alkol gazozlara bir çözücü olarak sonradan katılmaktadır.

Peki, bu katılan alkol küçük oranlarda da olsa gazozu haram yapar mı?

Bu konu esasen kumarbaz mantığıyla “ya hep-ya hiç” ile halledilecek konulardan değildir. Nebiz konusunda imamların “helal-haram” zıtlarında gezinen içtihatlarını ve bu konudaki tartışmaların bin yıldan fazla zamandır sürdüğünü biliyoruz. Nihayetinde bir şeyin istihaleye uğradığı, dönüşüm ve değişim geçirdiği konusu da yoruma açıktır.

Kaldı ki, özelde kola, genelde gazlı içecekler mevzuu, sadece “Katkı maddesi olarak şu kadar etil alkol kullanılması caiz mi, değil mi?” meselesine de indirgenemez. Bu meselede;

1.      Egemen güçler elinde iktisadi sömürü unsuru olması açısından,

2.      Tiryakilik yapıcı özelliği açısından,

3.      Saklanan içeriğiyle ticaret ahlakı açısından,

4.      Sağlıklı beslenme üzerinde yaptığı tahribat açısından,

5. İnsan sağlığını tehdit ve şişmanlığı teşvik açısından da ele alınarak hüküm verilmelidir. Nasıl ki, naslara parçacı yaklaşım maksadı anlamayı zorlaştırıyorsa, fıkhi hükümlerdeki parçacı yaklaşım da, maksadı gerçekleştirmeyi zorlaştırır.

Şu durumda, gazlı içeceklerde çözücü katkı maddesi olarak kullanılan etil alkolün bu içecekleri haram hale getirecek oranda olmasa bile, bunları “şüpheli” hale getirmektedir. Bu şüphe “Var mı yok mu?” şüphesi değil, “Varlığı kesin de, bu haram kılar mı kılmaz mı?” şüphesidir Hz. Ömer’e atfedilen “Kızıldeniz’e bir damla şarap düşse ondan su içmem” sözü, sahabenin bu konudaki titizliğini gösterir. Buna, yukarıda saydığımız beş maddeden en az bir veya ikisini ilave edersek, bu sonuç gazlı içecekleri şer’i açıdan ağır zan altında bırakmaya yeter.

Sonuç, ilk yazılarımızda vardığımız hükümdür: Tüm gazlı içeceklerden uzak durun, içiniz rahat etsin. Bir kere bu tür suni her yiyecek ve içecek, eşyanın tabiatına aykırıdır. Her ne ki tabiata aykırıdır, o fıtrata da aykırıdır, zararlıdır. Acısı, bugün değilse bir gün çıkar.

 Yazan : kubra | Okunma : 3982 |        Yorum ( 0 )